Bursasor Akademi

Dortmund Olmak…

Erhan KONÇAK

Erhan KONÇAK

E-Posta : e-koncak@hotmail.com

Her zor durumdaki kulüp için klasik kurtuluş reçetesinin adıdır; Borussia Dortmund. Teoride her kulübü düzlüğe çıkartır bu reçete ama pratiğini hayata geçiren kulübe henüz ülkemizde rastlamadık.
Kongre öncesinde gönlümden geçen başkan adayıydı sayın Ali Ay, sonucunda da bu makama o layık görüldü ve kolları sıvadı. Geçtiğimiz günlerde ‘’En büyük hayalim Dortmund gibi bir kulüp olmak’’ açıklaması gündemdeydi. Olalım olmasına ama nasıl ?
1997 yılında Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu’na uzanan BVB, sonrasında gelen 8 yılda yapılan pahalı transferler ve kötü yönetim sonucu 2005 yılında iflasın eşiğine geldi (2002 yılında Bundesliga şampiyonu olduklarınında notunu düşelim). Sonra bu kötü gidişatın sorumluları görevi bıraktı yerine bu dev çınarı yeniden ayağa kaldıracak olan gizli kahraman Watzke göreve geldi. Alman iş adamı stratejiyi belirledi; ‘’Küçülmeye gidilecek ve öz kaynaklara dönüş yapılacak.’’ Kulübü iflastan kurtarmak için 5 basamaklı bir plan hazırladı. Buna göre önce iflas engellenecek ardından yeniden yapılanmaya gidilecek ve felsefe değişikliği yapılacak, son iki evreyle ise uygulama ile sürdürülebilirlik sağlanacaktı. Pahalı transferleri bir kenara bırakıp, borçlarını uzun vadeli yapılandıran ve yeni sponsorluklar ile elini güçlendiren Dortmund aynı zamanda taraftarlarının da büyük maddi katkısı ile bu dar boğazı çok iyi aşmayı başardı.
‘’Wir Sind Borussia (Biz Borussia’yız)’’ kampanyası yapıp şehri taraftarından kamu kuruluşlarına, küçük esnaftan büyük şirketlerine kadar hepsini Borussia Dortmund için bütünleştirdiler. Oynadıkları seyirci ortalaması malumunuz, kulübün toplam gelirinin yaklaşık %20 sini bilet-kombine-maç günü geliri oluşturuyor. Borç batağındayken sattıkları stadyumlarını geri almaları da bu ayağa kalkmada en önemli etmen oldu. Sportif başarı ise bu kalkınmanın ancak 4.-5. Senesinde gelebildi. Aslında daha yazılabilecek bir sürü detay ve rakam var ama üstünkörü bunları geçmek yeter.
Biraz da bize bakalım. Bölükbaşı yönetiminin gitmesi ile kulüp iflas aşamasına düşmeden başkanlığın el değiştirmesi bizim için bir artı. Dortmund modeline hafifçe ikinci basamaktan giriş yapıyoruz sayabiliriz kendimizi. Neydi o basamak; Yeniden yapılanma. Pahalı yabancı transferlere ara verip kendi öz kaynaklarına dönüş. Geriye dönüp altyapına baktığın zaman uygulanabilirliği var mı ? Kuşkusuz evet. Geçen sezon U21 Ligi’nde averaj ile şampiyonluğu kaçırmış jenerasyon bu sezon 3.Lig'de ki pilot takımı play-off a doğru taşırken yerine gelen yeni U21 Takımı rekorlar kırarak şampiyonluğa yürüyor. Geçmişinde Nike Premier Cup Avrupa Şampiyonluğu ve Dünya 9.luğu bulunan 97 jenerasyonu kulübün gelmiş geçmiş en ‘’altın jenerasyonu’’ olabilir bence. Bu jenerasyondan Enes’i 18 yaşında Manchester City’e yolladık, Ertuğrul Süper Lig’e artık ısındı sayabiliriz. Kaleci Muhammed sezon başı gittiği Yeşil Bursa’da 19 maçta 18 gol yiyerek profosyonel kariyerine gayet iyi başladı. Furkan Emre, Emirhan, Mert Örnek, Kubilay’da Türkiye Kupası maçları ile A Takımı yavaş yavaş yoklamaya başladılar. Hal böyleyken bu çocukları (adını sayamadığımız 95-96 doğumlu kardeşlermizde var elbette) yukarı adapte edip bir yeniden yapılanma pek ala sağlanabilir. Bu sene kadro planlaması yapılırken düşülen hatalara yeni sezon öncesi düşmemek şart. En basitinden geçen sene ligde sadece 2 maça, bu sezon ise şimdilik 3 maça ilk 11 çıkabilen Traore gibi adamları koca sezon kadroda tutmak hem Vakıfköy’den Özlüce’ye geçme hayali kuran gençlere vurulan bir darbe, hemde kulübün ekonomisine vurulan bir darbe. Traore sadece bir örnek Bekir, Şamil gibi oyuncular içinde aynısını düşünüyorum ben şahsen. Ne vereceğini bildiğin, ortalamanın üstünü senede sadece birkaç maç gören oyuncuları alternatif adı altında kadroda tutmak hedef küçültmekten başka bir şey değildir. 30 yaşına gelmiş bir adamdan alternatif olmaz önce bu konuyu bi kafamıza yerleştirelim. Kadro planlamasında bir mevkinin 4.alternatifine otuz yaşındaki bir adamı değil genç bir oyuncunu yazıp yukarıda tutacaksın ki oraya adapte edebilesin. En basitinden bu hafta rakibin Rizespor stoperlerinden Sivok yok, Dany yok, Serdar sakat sakat maça çıkıyor yanında partneri Şamil oluyor ama U21 Takımının stoperlerinden biri bile 18’e giremiyor. Günü kurtardık, 3 puanı aldık gerisini kurcalama (!)
Bizim ükemizde genel olarak bir ‘’genç oyuncuya güven’’ kavramı yok. 25 yaşında bir adam genç olarak anılabiliyor. Dortmund bugün sadece altyapısından çıkarttığı Nuri, İlkay, Reus, Götze, Durm ( Bu sene yavaş yavaş sahne alan Pulusic, Passlack vs.) gibi adamların yanı sıra dışarıdan aldığı gençlere de güvenip formayı teslim edebiliyor. Ginter, Freiburg’tan geldiğinde 20 yaşındaydı formayı aldı, sezon başı Bundesliga 2’de 1860 Munih’ten gelen 20 yaşındaki Weigl 39 maç ile sezonun Mkhitaryan ile birlikte en çok maça çıkan adamı. Küme düşen Freiburg’tan gelen Burki kalenin vazgeçilmezi. Transfer başarıları elbette yüzde yüz değil. Yakın geçmişte İmmobile, Kampl gibi tutmayan transferlerde yaptılar ama mevcut kadro o kadar faydalı ki açık hemen doluyor.
Biraz da taraftar katkısına gelelim. Toplam gelirin yüzde yirmisine yakınını kombine-bilet-maç günü satışı vs. den elde ediyor Dortmund dedik. Bizde bu katkı %10’un altında son mali tablolardan aklımda kaldığı kadarıyla. Ancak TFF sağolsun aldığımız cezalar ile birlikte bu katkı yok denecek kadar aza iniyor. Ülke futbolunu yöneten isimler, hakim olan zihniyet ve passolig uygulaması sürdükçe bu kulübün taraftardan aldığı katkı toplam gelirin %5’ini anca bulacaktır. Ordanda haneye eksi yazdırdık. ‘’Yeşil duvar (!)’’ olmak öyle kolay değil.
Klopp faktörüne değinmedik. Dortmund’un yazdığı bu yeniden doğuş hikayesinde başrollerden biri. Ve rolünün hakkını en iyi veren adam. İkinci Lig’de ki Mainz’den gelip BVB’nin başına geçen ‘çılgın’ teknik adam Mainz kariyerinde bir Bundesliga 2 şampiyonluğu , son senesi küme düşme ile sonlanan 3 sezon Bundesliga macerası ve ardından lige yükselmeyi başaramadıkları bir Bundesliga 2 sezonu var. Ardından Mainz defteri kapanıp BVB sayfası açıldı Klopp için. Sonrasında BVB’de üstüne koyarak devam eden ve üst üste gelen kupalar vs. gerisi bildiğiniz hikaye.
Başarıyı getiren en önemli sac ayaklarından birisiydi Klopp, bizdeki muadili Hamza Hamzaoğlu olabilir mi? Bence cevabı biraz daha netleştirmek için kalan 10 maçı da izlemek gerek. Esas soru; altyapı destekli yeniden yapılanma modeline uygun hoca Hamzaoğlu mu ? Galatasaray dönemi hatırladığım kadarıyla çokta altyapı oyuncularına şans vermişliği yoktu. En çok oynayan genç Sinan Gümüş’tü. İstanbul takımlarında bu iş Anadolu’ya göre biraz daha zor ve sancılı olduğu için burayı baz almayabiliriz. Akhisar döneminden ise aklımdaki tek bilgi 2013 yılında Yeşil Bursa ile Türkiye Kupası maçı için Akhisar deplasmanına gittiğimizde o dönem Akhisar Altyapı Koordinatörü İsa Turan’ı ziyaretimizde Hamza Hoca için ‘’Altyapıdaki organizasyonumuza yapılanmamıza ciddi önem veriyor’’ sözleri. O İsa Hoca şu an Hamza Hoca’nın ekibinde ve Bursaspor bünyesinde. Açıkçası Akhisar’da ki organizasyonları ne ölçüde başarılı oldu bir fikrim yok ama umutlarımızı diri tutmak için bu bilgiyi geçmek istedim.
Sonuç olarak gidilecek yol uzun ve meşakkatli görünüyor. Bizdeki yönetimlerin görev süreleri saha iç sonuçları ile doğru orantılı olduğu yadsınamaz bir gerçek. Dortmund’un yeniden yapılanma için kolları sıvadıkları senede itibaren elde ettikleri dereceler ; 7, 9, 13, 6, 5 ve 1. Ali Ay Bursaspor camiasına senelerdir hayal ettiği şeffaflığı getirmiş olsa da yukarıdaki dereceleri aldığımız takdirde bizim camiamızın kendisine 5 sene sabredeceğini sanmıyorum biraz gerçekçi olalım. Dışarıdan tanıdığımız kadarıyla başarıyı isteyen, hırslı ve inatçı bir karaktere sahip bir Başkan Ali Ay, umarım bu güzel işler yapma sevdasının meyvelerini olabildiğince çabuk toplamaya başlar ve kulüp özlediği günlere dönüşü bir an evvel yapar. Son olarak kişisel fikrim doğru olduğunu düşündüğü kişi (başkan, teknik adam, futbolcu), fikir, düşünce vs arkasında durmak gerek. Çünkü başarıya giden yol istikrardan geçiyor. Ali Ay başkanlık makamında bu istikrarı hak eden bir isim bence, umarım aldığı kararlarla saha içinde başarıyı getirecek istikrarlı isimleri de bünyemize katar ve dünya çapında olmasa da ülke çapında kendimizce bir yeniden yapılanma hikayesi yazarak diğer zor durumdaki kulüplerimize örnek oluruz.
Bursasporakademi.com / Erhan Koncak


htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR